BİR AYET

Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.”

(Müminûn, 3)

BİR HADİS

“Allâh’a ve âhiret gününe îmân eden kişi, ya hayır söylesin ya da sussun!” (Buhârî, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Müslim, Îmân 74, Lukata 14)

Dava Adamı Ahmet ŞİŞMAN Ağabeyimizin Ardından

Yazdır
Kategori: Haberler
Yayınlanma: Pazartesi, 18 Temmuz 2011 Yönetici tarafından yazıldı.

Bazı insanlar vardır. Yüzlerine bakın üzerlerindeki ağır yükün farkında olduklarını hemen anlarsınız. Üzerlerindeki sorumluluk ve emanet bilinci yüzlerine sirayet etmiştir çünkü. Sanki Filistin’de yanı başında çocuğu şehit edilen baba odur. Bosna Hersek’te tecavüze uğrayan kızların hepsinin ağabeyidir O. Irak’ta, Çeçenistan’da, Afganistan’da patlayan bombalarla parçalanan her beden sanki onun bedenidir. Dünyanın neresinde olursa olsun işkence gören de zulme uğrayan da yine odur. Üniversite kapılarından başı örtülü diye geri çevrilen tüm kızlar sanki onun kızları; İmam Hatiplisin diye üniversite, kışla ve polislik kapılarını kapatarak öz yurdunda zenci muamelesi gören tüm erkekler sanki onun oğullarıdır.

Kutlu doğumda çocuklar camide ilahi okudular diye yayınlanan muhtıralar onun için yayınlanmıştır. Kahpe kurşunlarla şehit olan her bir Mehmetçikle O’da şehit olmaktadır. Kışın yırtık lastik ayakkabı ile okula giden çocukların donan ayakları onun da yüreğini dondurmaktadır. Düşünce suçlularıyla birlikte hapiste yatan da, meydanlarda daha fazla özgürlük ve demokrasi diye çığlık atan da yine odur. Sanki atası Hz. Ömer gibi “Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, adl-i ilâhî gelir Ömer'den sorar onu!..” diyecek kadar her sıkıntı onun sıkıntısı, her dert onun derdidir. Hani yüce Rabbimiz Ahzab Suresi 72. Ayette buyuruyor ya; “Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir.” İnsanların çoğu sorumluluğu (emaneti) kabul etmesine rağmen bunun şuurunda ve ahdine sadık değildir ve emanete hıyanetlik etmektedir. Bununla birlikte yüklendiği o ağır sorumluluğun farkında olanlar da vardır. Tıpkı Ensar Vakfı Eski Genel Başkanımız Ahmet Şişman ağabeyimiz gibi. Rahmet-i Rahmana gözyaşlarıyla uğurladığımız Ahmet Şişman Ağabeyimiz yüzüne bakıldığında sorumluluk sahibi bir dava adamı olduğunu hemen anlayabileceğiniz insanlardan bir tanesi idi. Yüklendiği ağır emanete sahip çıkmak ve mesuliyet bilinci bir nokta da takatini keser dava adamının. Ama onlar bu durumda tıpkı Hz. Eyüp A.S. gibi “Rabbim bana emanete sahip çıkacağım kadar, sana layıkıyla ibadet edecek kadar bir sağlık ver ve senin dinine daha güzel hizmet edeyim diye dua ederler.” Onların sağlık talepleri yaşam kalitelerinin artmasından daha çok davalarını sürdürebilmeleri içindir. Söz söylemenin ve dik durmanın zor olduğu zamanlarda, O hem sözünü söylemekten ve mücadele etmekten geri durmadı, hem de hiç eğilmedi, hep dik durdu. O’nu medyadan, Vakıf bültenlerinden, televizyon programlarından tanırdım. ilk kez yüz yüze tanışmamız ve konuşmamız 2009 yılının sonlarında Çorum’a Ensar Vakfı Çorum Şubesinin tekrar açılması amacıyla bir istişare için geldiklerinde oldu. Çorum’dan bazı ağabeylerim dar çerçeveli bu istişarede benim de olmamı istemişler. Haber verdiler. İstişarelerde bir araya geldik. Kısa boylu, iyi giyimli, kıvırcık saçlı, tane tane konuşan ve ne konuştuğunun ve istediğinin farkında olduğu hemen belli olan bu temiz yüzlü adam beni etkilemiş olmalı ki, bir dizi istişareden sonra hiç aklımdan geçmemesine rağmen Ensar Vakfı Çorum Şubesi başkanı olarak kendimi buldum. Kısık gözleri ve sesi, hafif bükülmüş beli ve ağır hareket etmesinden de belliydi ki yorgun ve hastaydı. Ama belli ki bir davası vardı. Ve tüm dava adamlarında olduğu gibi hastalığı veya yorgunluğu onun davasına hizmetinde bahane olamazdı, olmamıştı da. Zaten belki de beni etkileyen de onun bu duruşu, dava adamlığı ve vizyonu olmuştu. Nitekim davaya adanmış bir ömrün sonunda Ahmet Şişman Ağabeyimizin sağlığı son günlerde daha da bozulmuştu. Almanya ve Türkiye’de tedavisi devam ediyordu. Çeşitli operasyonlar geçirmişti, birçok hastalıkla mücadele ediyordu. Ensar Vakfı Genel Başkanlığını Vakıf Yönetim Kurulu üyelerinden İsmail Cenk Dilberoğlu ve genç bir ekibe devretmesinin üzerinden daha birkaç ay geçmişti. Bu vedanın birkaç ay sonra dünyaya tamamen veda olacağını kim bilebilirdi ki?... Belki de O, bunun farkındaydı da bu nedenle devretmişti Başkanlığı, kimbilir? Ama dava adamlığı böyle bir şeydi. Yorgun ve hasta bedenine rağmen mücadele ve İslam yolunda gayrete devam ediyordu. Nitekim vefatı İmam Hatip Liselerinin ve din eğitiminin geleceği ile alakalı katıldığı üst düzey bir dizi toplantının hemen akabinde Berat Kandilinde vuku buldu. Geride davaya adanmış, hayırla ve minnetle yâd edilecek bir ömür ve ardından kendisi için dua eden binlerce inanmış yürek bıraktı Ahmet Ağabeyimiz. Örnek aldığı Efendimize, Hz. Ebubekir Sıddiklere ve Hz. Ömerlere kavuştu şimdi O. Üstat diyor ya “Ölüm güzel şey, perde ardından haber… Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?...” Güzel yaşadı, güzel öldü Ahmet Ağabeyimiz. Gök kubbede hoş bir seda bırakarak aramızdan ayrıldı. Ruhu şad olsun. Biz de bugün, tıpkı Bakara Suresi 156.ayette buyrulduğu gibi İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun diyoruz. (Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.) Mekânın Cennet olsun Ahmet Ağabey. Tüm İslam âleminin ve insanlığın başı sağ olsun.

Halil İbrahim AŞGIN Ensar Vakfı Çorum Şube Başkanı

 

Joomla 1.6 Templates designed by Joomla Hosting Reviews